Sosyal medyada birey davranışları

Sevgi Türkkan

İletişim teknolojilerinin gelişmesi ile birlikte bireylerin düşüncelerini ve uygulamalarını daha geniş kitlelere aktarabilmesi de mümkün oldu. Bu bir yerden etkin kullanılabilecek, öğretici ve doğruluğu yüksek bilgilere ulaşabilmeyi kolaylaştırırken diğer taraftan bilgi kirliliği ve demagojinin de artmasına yol açtı. Hem kurumsal olarak hem de bireysel olarak sanal ortamda artan bu iletişimin faydalı yanları olduğu gibi yanlış bilgilerin hızla yayılmasına yol açabilecek eksi yönleri de mevcut.

Kişilerin internet üzerinden yaptıkları diyaloglar ve paylaşımların bütünü olarak adlandırılan sosyal medya iletişim şeklimize de yeni bir boyut kazandırdı. Artık fotoğraf, video ve metin paylaşımları bir tıkla binlerce kişiye hızlı bir şekilde ulaşabilmektedir. Cep telefonları ve ipadler sayesinde artık otobüste, serviste hatta araba kullanırken bile online olup sosyal medyayı takip eden insanların sayısı çok arttı. Genelde sosyal medyada en fazla vakit geçiren kişilerin düşük benlik saygısı olanlar ya da kendini çok fazla beğenen ve üstün gören kişiler olduğu görülüyor. Bunları ayırt etmek de çok kolay genelde aşırı ve gereksiz paylaşımları oluyor.

Sosyal medyanın çok fazla sayıda insana eş zamanlı ulaşabilmesi sonucunda bu iletişim kanallarını profesyonel kullanan kişiler için ciddi kazanç imkanları orataya çıktı. Bireysel amaçlı kullananlar içinde sosyalleşmeyi artırdı. İlgi görmek ve popülariteyi artırmak için insanlar bu mecrayı etkin olarak kullanmaya başladılar..

Prof. Dr. Bengi Semerci’nin 2012 tarihli sunumunda paylaştığı bir araştırma sonucuna göre sosyal medya kullananların %60’ının amacı diğer insanların ne yaptığını görmek istemeleri ( kaynak http://www.dhsturkey.com ) . Diğer insanların yaptıklarını gördükçe de kendi hayatlarını daha silik görmeye başlıyorlar.

Gerçek hayatta 1-2 arkadaşı olan kişilerin sosyal medyada binlerce arkadaşı olabiliyor. Gerçek hayatta mutsuz ve depresyonda olan kişiler aslında çok mutluymuş gibi görüntü verebiliyor. Sosyal medyada çok mutlu olarak gördüğünüz çiftlerin aslında boşanma arifesinde olduğu sonradan ortaya çıkıyor. Mış gibi yapılan bu görüntüler ise diğer insanlar tarafından gıpta ile takip ediliyor. Mutsuzluklar, ezik hissedilen yanlar, zayıf kişilikler sanal ortamlarda tersine çevirebiliyor ve özenilen insanlar durumuna gelinebiliyor bu yüzden sosyal medyaya bağımlılığımız gün geçtikçe artıyor. Hatta literatüre yeni hastalıkların eklenmesine de yol açıyor. Mesela sosyal medya yoksunluğu diye yepyeni bir psikolojik rahatsızlığımız daha oldu. Öyle ki bunlar cep telefonun çekmediği, online olamadıkları yerlere tatile bile gitmiyorlar. Şarjları bittiğinde inanılmaz panik oluyorlar. Sık sık online olmazlarsa stresli oluyorlar. Paylaştıkları resim beğeni almazsa gerginleşiyorlar.

İnsanlar sosyal medyadaki popülaritelerinin hayatlarını etkilemelerine izin veriyorlar. Bunu artırmak için sanal karakterler, sanal mutluluklar oluşturuyorlar. Bazı kişiler bu sanal gerçekliğe kendilerini kaptırıp gerçek kişiliklerinden çok farklı profiller yaratıyorlar. Peki, gerçeklik ile sanal gerçeklik arasındaki profillerimiz neden bu kadar farklılaşıyor. Bunun ana nedenlerini aşağıdaki şekilde sıralamak mümkün.

1. İlgi ihtiyacı; gerçek hayatta kimse için ilgi çekici bir kişilik değilken sosyal medyada ilgi ihtiyacını doyurmak mümkün olabiliyor.

2. Mutsuzlukları gizleme ihtiyacı; sosyal medya, gündelik hayatında mutlu olduğu düşünülen insanların yanında mutsuzlukları saklamanın ve bakın ne kadar mutluyum demenin bir yolu olarak kullanılıyor. Çocukları ile kahkahalarla gülen mutlu pozlarını paylaşan insanlar bakın ne kadar eğleniyoruz mesajını vermeye çalışıyor. Bir klik yapıp o resmin bir kaç dakika öncesine gidelim. Anneler çocuklarına o kahkaha dolu pozları verdirmek için önce oyunlarını yarıda kesiyor, itiraz eden çocuklarına kızıp poz vermelerini istiyor, somurtan çocuklara zorla gülmelerini söyleyip eğer güzel bir poz çekemezse oyunlarına dönemeyeceklerini söylüyor sonra da istediği pozu bulana kadar onlarca resim çekiyor. En sonunda istediği poza ulaşıp aslında oldukça mutsuz olan çocuklarının çok eğleniyormuş gibi pozlarını sosyal medyada paylaşıyorlar. Hepimiz bunun gibi örneklere şahit olmuşuzdur ama yine de o mutlu resimleri gördüğümüzde mutu olduklarını düşünüp gıpta ediyoruz.

3. Sosyalleşme ihtiyacı; Gerçek hayatta 2-3 arkadaşı olan kişiler sosyal medyada binlerce arkadaş edinebiliyor. Sohbet ortamlarında bu sanal arkadaşlıklardan gerçek arkadaşlarmış gibi bahsediyorlar. Böylece etrafındakilere bakın ne kadar çok seviliyorum mesajı verdiklerine inanıyorlar.

4. Eksik hissettikleri yönlerini bastırma ihtiyacı; Bulunulan ortamlarda birçok yönden kendisini eksik gören kişiler sahip oldukları arkadaş sayısı ile bunları kapatmaya çalışabiliyor. Yeterli para ve mevkiye sahip olmayan insanlar, bu imkanları olan kişileri sosyal medyada takip edip arkadaş olarak eklemeyi başarınca kendilerinin de sınıf atladıklarını zannediyorlar. Sosyal statü olarak üst seviyede insanlarla sosyal medya aracılığı ile iletişime geçildiğinde seviye atlanıldığı zannediliyor. Oysa çoğu gerçek hayatta onları tanımıyor.

5. Kişiliklerini gizleme ihtiyacı; Kendilerini olduğundan daha yaratıcı daha zeki göstermenin bir yolu olarak kullanılıyor. Gerçek hayatta yılda en fazla 4 kitap okuyan insanların her hafta farklı bir kitap ve yanında kahve ile çekilmiş resimlerini görmek mümkün. Özlü sözleri paylaşıp ne kadar derin insanlar olduklarını, başkalarının esprilerini alıntılayıp ne kadar komik olduklarını göstermeye çalışıyorlar. Çok kıskançken umursamaz görüntü çizebiliyorlar. Aslında çok korkakken cesur görünen, riskli hobileri çok seven insanlarmış gibi, çok sakin hayatları varken aşırı macera seven insanlarmış gibi görünebiliyorlar.

6. Karşı tarafa mesaj gönderme ihtiyacı. Birisine kızan insanlar o kişiyi aşağılamak için sosyal medyayı kullanabiliyorlar. Çamur atmak,, dedikodu yapmak, karşı tarafı aşağılamak, laf sokmak için kullanılıyor.

Tüm bu sebepler sosyal medya kullanımını artırıyor. Sanal gerçeklik içinde gerçek kişilikler kayboluyor. Sahte görüntüler vermek için dakikalar harcanıyor ama yine de mutlu olmak mümkün olmuyor. Çünkü aslında gerçekten o kişi olmadıklarını biliyorlar. Sosyal medyadaki mutluluklar gerçek hayatta daha derin mutsuzluklara yol açabiliyor. Teknolojinin bu kadar ilerlemediği, sosyal medyanın henüz günlük hayatımıza girmedi dönemlerde hayal dünyasında yaşayan insanlar vardı, şimdi ise sosyal medyada yaşayan insanlar var.

Peki sosyal medyayı hayatımıza pozitif etki katacak, olumlu ve faydalı olacak şekilde kullanmak mümkün değil mi? Herkes sosyal medyayı yukarıda belirttiğimiz amaçlarla mı kullanıyor? Elbette hayır sosyal medyada yararlı ve faydalı bilgiler paylaşan, toplumda bir fark yaratabilen, kendi hayatında pozitif etki yaratabilen, gerçekçi, paylaşımcı bireylerde hem profesyonel olarak hem de hobi olarak bu mecraları çok etkin kullanıyorlar. İş blogları, kurumsal sosyal ağlar, forumlar aracılığı ile ile oldukça etkin ve faydalı kullanılabilmektedir.

Sosyal medyayı etkin kullanmayı başarabilen insanlar hayatlarına bir çok olumlu katkı sağlayabilmektedir. Hobiler, seyahat, teknoloji, gündelik hayat, sanat ve edebiyat alanında yazılar yazan ve bunları hayatlarına bir katkı olarak gören kişiler üzerinde oldukça olumlu etkiler sağlayabilmektedir. Kısaca bu olumlu etkileri aşağıdaki gibi sıralayabiliriz.

1. Stres yönetimi; Blog oluşturup hobileri ile ilgili yazılar yazan insanlar gündelik hayatlarındaki karmaşadan biraz uzaklaşıp bu konulara odaklanabildiklerinden stres düzeylerinde de azalma oluşuyor. Bu yüzden büyük firmaların CEO’ları da artık hobilerini paylaştıkları bloglar yazmaya başladılar. Kendi tecrübelerini paylaşıp hem kendileri için karmaşadan uzaklaşıp sakin zaman dilimleri yaratabiliyorlar hem de bu konuya ilgi duyan insanlara faydalı bilgileri iletebiliyorlar. Topluma faydalı bilgiler sunabildikleri için de kendilerini daha huzurlu hissedebiliyorlar.

2. İletişimi artırmak; Paylaşımlar daha geniş kişilere eş zamanlı ulaşabiliyor. Aynı ilgi alanına sahip kişilerin bir araya gelebildikleri ve fikir paylaşımında bulunabildikleri ortamlar oluşabiliyor. Kendi ilgi alanlarında insanları gerçek hayatta bulmak zor oluyorken sosyal medya aracılığı ile zaman ve mekandan bağımsız bu kişilerle iletişim kurulabiliyor.

3. Kendini geliştirebilme fırsatı; Bilgi eksikliğinin olduğu konuları sosyal medya aracılığı ile geliştirebilmek mümkün. Sosyal medya aracılığı ile sanat, edebiyat, teknoloji, ekonomi alanlarında kendinizi geliştirebilirsiniz. Borsa da işlem yapmak isteyen bir yatırımcı iseniz analiz yöntemlerini bilmiyorsanız sosyal medyada öğrenebilirsiniz. Çalıştığınız sektördeki gelişmeleri sosyal medyadan takip edebilir, hobi ve kariyer anlamında daha donanımlı olmanıza imkan tanıyan bilgilere ulaşabilirsiniz.

4. Sosyal ağ oluşturma; Sosyal medya aracılığı ile daha fazla kişiye ulaşıp kendi sosyal ağınızı oluşturabilirsiniz. Daha farklı iş imkanları yaratacak şekilde bu ağdan faydalanabilirsiniz.

5. Zaman ve mekandan bağımsız gelir elde etme; Emek harcayıp sosyal medya üzerinde uzmanlaşanlar, güzel ve faydalı, ilgi çeken bloglar hazırlayıp bunların çeşitli mecralarda yayılmasını sağlayabilen kişilerin ciddi kazançlar elde etmeleri mümkün. Moda, teknoloji, ekonomi, hobi v.b. alanlarda etkin yazılar yazıp takip sayısını artırabilenler sponsorlar bulabilir ve yazdıkları yazılar, yaptıkları paylaşımlar sayesinde gelir elde edebilirler. Özellikle moda bloggerları bu konuda takipçi sayılarına göre ciddi kazançlar elde edebiliyor. Ya da kendi bloglarında yazı yazacak vakit bulamayan kurumsal firmalar için yazı hazırlayarak kazanç sağlamakta mümkün.

Gelişen teknoloji, instagram, snapchat, twitter, facebook kısaca tüm sosyal medya önümüze yeni ufuklar açıyor. Bunu etkin kullanıp kendi adımıza faydalı hale getirebilir ve olumlu etkilerini gündelik hayatımıza ve iş hayatımıza pozitif etki yaratacak şekilde yayabiliriz. Daha pozitif daha mutlu hayatlar yaşamamız için kullanabiliriz. Ya da sadece vakit öldürdüğümüz, sanal kişilikler yaratıp sahte arkadaşlıklar kurduğumuz, bir araç olarak kullanabiliriz. Böylece olduğumuzdan daha yalnız, daha depresif ve daha mutsuz hayatlar oluşturabiliriz. Sosyal medyayı etkin kullanmayı öğrenmek ve çocuklarımıza da öğretebilmek zorundayız. Yeni nesil sosyal medyanın ve sanal gerçekliğin içine doğdu. Bunu etkin kullanmayı öğrenemez ve öğretemezsek yeni nesil daha mutsuz olacağa benziyor.

ana sayfaya dönün